Ören yerinin açık hava müzesi olarak ilan edilmesi ve çevresindeki doğal ormanla birlikte tarihi milli park korumasına alınmış olması, kalıntıların kültürel peyzajını sürdürerek doğal çevrelerinde sergilenmesini sağlamaktadır. Bu sayede arkeolojik alan bütün sanatsal değeriyle birlikte, yerinde korunmakta ve yönetilmektedir.
Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi
Karatepe-Aslantaş, MÖ 8. yüzyılda, kendisini bölge hükümdarı olarak tanıtan Asativatas tarafından, kuzeyden gelecek saldırılara karşı bir sınır kalesi olarak yaptırılmıştır. Kale, görkemli suru ve sur kapıları ile dönemin savunma mimarlığının özgün bir örneğidir. Anıtsal ve sanatsal değeri olan kapı girişleri ise yüksek bir mimarlık ve sanat anlayışı sergilemektedir.
Karatepe-Aslantaş’ı arkeoloji dünyasında öne çıkaran bir diğer özelliği, çift dilli yazıtlarıdır. Her iki kapısında bulunan bazalt steller ve kabartmalar üzerinde hem Fenike alfabesi ile hem de Luvi hiyeroglifi ile yazılmış metinler bulunmaktadır. Bu dillerdeki en uzun iki dilli metin olan yazıtlar, Luvi hiyeroglifinin çözülmesinde önemli rol oynamıştır.
Açık hava müzesi içinde, Karatepe ve Domuztepe ören yerlerinde bulunan arkeolojik kalıntıların sergilenmesi amacıyla oluşturulan kapalı müze bölümü, 2007 yılında ziyarete açılmıştır.
Karatepe-Aslantaş Arkeolojik Alanı, 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmiştir.








Kaynak: Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü.
